Salgın engel olamadı! Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımlar rekor kırdı

Dağlıoğlu, AA muhabirine Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımlar, 2022 yılı beklentileri ve 2023’e giderken Türkiye’nin yabancı yatırımcılara vaatleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Küresel uluslararası doğrudan yatırımların (UDY) 2020 yılında salgın sebebiyle yüzde 35 azaldığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’deki düşüşün ise dünyaya nazaran daha ılımlı olarak yüzde 18 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı.

Dağlıoğlu, 2021 yılı için Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) açıkladığı ilk rapora göre küresel UDY’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 77’lik artış gözlendiğini ifade etti.

Türkiye’ye aynı dönemde gelen UDY miktarı yüzde 81’lik artışla 14,2 milyar dolara ulaştığı söyleyen Dağlıoğlu, “Bu tutar, 2016’dan beri ülkemize gelen yıllık UDY girişlerinin üzerinde. Türkiye, UDY çekme konusunda salgın öncesindeki yıllık ortalama seviyesinin de üstüne hızla çıkmış görünüyor.” dedi.

Dağlıoğlu, gelen yatırımların coğrafi dağılımına ilişkin de bilgi verdi. Yatırımların yüzde 60’ının Avrupa, yüzde 24’ünün Asya ve yüzde 16’sının Amerika’dan geldiğini belirten Dağlıoğlu, şunları kaydetti:

“Yatırımların kaynak ülkelere yönelik dağılımına baktığımızda ise ilk 10’da Birleşik Krallık, ABD, Hollanda, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Lüksemburg, Güney Kore, Japonya ve İrlanda yer alıyor. En çok yatırım alan sektörler arasında toptan ve perakende ticaret, imalat sanayi, bilgi ve iletişim teknolojileri, finansal hizmetler ve ulaştırma-depolama faaliyetleri öne çıkıyor. İlk sırada yer alan toptan ve perakende ticaret sektörü bu alanda faaliyet gösteren başarılı teknoloji girişimlerimize yapılan yatırımlardan oluşuyor. Yatırımlarda bir diğer önemli sektör olan imalatın alt kırılımlarına odaklandığımızda ise ulaşım araçları, kimyasallar, bilgisayarlar, elektronik-elektrik ve optik ekipmanlar; gıda ve içecek ürünlerinin imalatının öne çıktığını görüyoruz.”

Dağlıoğlu, satın alma ve birleşmelere bakıldığında, Rekabet Kurumu verilerine göre 2021’de Türkiye’de 309 adet birleşme ve satın alma işleminin gerçekleştiğini dile getirdi.

Bu işlemlerin 50’sinin uluslararası şirketlerin yerli şirketlerden hisse alımını kapsadığını ve yaklaşık 22 milyar TL’lik bir yatırımın öngörüldüğünü aktaran Dağlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye, girişimci iş kültürü, genç ve teknoloji meraklısı nüfusu, yetenekli mühendis havuzu ve rekabetçi ürün ve hizmetleri sayesinde küresel oyunculardan önemli yatırımlar çekiyor. Ekosistemimiz erken aşama yatırımlarda 294 yatırım turundan yaklaşık 1,6 milyar dolar yatırım aldı. Bu miktarla Türkiye, en çok yatırım yapılan 10 Avrupa ülkesinden biri oldu. Bahsi geçen 294 yatırım turunun 44’üne uluslararası yatırımcılar da katılırken; yatırım tutarı olarak ise yatırımların yüzde 89’unda uluslararası yatırımcılar vardı.”

– “TÜRKİYE, MAL VE HİZMET İHRACATI ODAKLI YATIRIMLARI KAZANMAYA DEVAM EDECEK”

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, Haziran 2021’de 2021-2023 dönemi için Uluslararası Doğrudan Yatırım Strateji Belgesi’nin Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlattı.

Strateji Belgesi çerçevesinde hedeflerinin Türkiye olarak küresel UDY’den aldıkları payı yüzde 1,5’e çıkarmak olduğunu söyleyen Dağlıoğlu, şöyle devam etti:

“Ülkemizin üretim ve ihracat odaklı UDY’de rekabetçiliğini koruması ve güçlendirmesi için iş ortamını, düzenleyici çerçeve ve tedarikçi altyapısını özellikle yeşil ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma bağlamıyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumlu hale getirmesinin kritik önem taşıdığını düşünüyoruz. UDY Strateji Belgemizde Türkiye için nitelikli UDY, teknolojik dönüşümü, istihdamı ve cari dengeyi destekleyici yatırımlar olarak tanımlanıyor. Cumhurbaşkanımız tarafından duyurulan üretim, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı yeni ekonomi modelimiz de uluslararası doğrudan yatırımların önemine işaret ediyor.

Ülkemiz küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmektedir ve uluslararası yatırımcılar da Türkiye’deki varlıklarını bu perspektifle artırmakta. Bölgesel bir Ar-Ge, üretim, lojistik, eğitim ve yönetim merkezi olan Türkiye, bu doğrultuda mal ve hizmet ihracatı odaklı yatırımları kazanmaya devam edecek. Bir diğer önemli başlık olan teknoloji girişimlerine yatırımlar da aynı şekilde artmaya devam edecek. E-ticaret, fintek, online oyun, lojistik teknolojiler, yaşam bilimleri ve derin teknolojiler gibi alanlarda ölçeğini hızla büyüten girişimler, önümüzdeki yıllarda önemli yatırım turları tamamlayacaklar.”

– “KÜRESEL ŞİRKETLER TÜRKİYE’Yİ BÖLGEDE BİR ÜRETİM, İHRACAT, AR-GE, LOJİSTİK VE YÖNETİM MERKEZİ OLARAK GÖRÜYOR”

Uluslararası yatırımcıların gözünden Türkiye’nin nasıl görüldüğüne ilişkin soru üzerine Dağlıoğlu, şöyle konuştu:

“Bu soruyu cevaplarken bir uluslararası şirketin üst düzey yöneticisiyle sohbet ederken vurguladığı bir bakış açısıyla başlamak istiyorum. ‘Türkiye, Almanya’dan Çin’e kadarki coğrafyada geniş çeşitlilikte ve derinlikte üretim yetkinliğine sahip olan tek ülkedir’ demişti. Bu, bazen bulunduğumuz noktadan kaçırdığımız çok kritik bir gerçeklik. Türkiye bu konuma son 20 yılda Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle hayata geçmiş reformlarla, altyapı ve üstyapı yatırımlarıyla, yatırımcı dostu politikalarla ve yetenek havuzuna yapılan eğitim yatırımları ile ulaştı. Türkiye 84,6 milyonluk nüfusuyla güçlü bir iç pazar oluşturmanın ötesinde, etkin ticari diplomasisi sayesinde imzaladığı STA’lar ve uluslararası erişilebilirliği en üst düzeye çıkardığı lojistik ağlar ile geniş bir coğrafyaya ulaşım imkânı sunuyor. Küresel şirketler Türkiye’yi bölgede bir üretim, ihracat, AR-GE, lojistik ve yönetim merkezi olarak görüyor ve iş planlarını buna göre yapıyor. Uluslararası doğrudan yatırımcılar ülkemize uzun vadeli bir perspektifle bakmakta ve ülkemizin temel değer önerilerine odaklanmakta.”

– “TÜRKİYE, LİBERAL YATIRIM ORTAMI SAĞLAMAKTA ÇOK DAHA İYİ BİR PERFORMANS GÖSTERDİ”

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, 2023 yılına giderken Türkiye’nin yatırımcılara vaadi hakkında da görüşlerini paylaştı.

Güçlü, dayanıklı ve hızlı büyüyen ekonomisiyle Türkiye’nin, sürdürülebilir uluslararası doğrudan yatırımlar çekmek için yatırımcı dostu politikalar ve geniş yetenek havuzunun yanı sıra Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesiştiği noktada küresel pazarlara erişim sağladığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin birlikte kazanma mottosuyla hareket etmek isteyen tüm yatırımcılara kapılarını her daim açık tuttuğunu vurguladı.

Dağlıoğlu, Cumhuriyetin 100. yılına giderken çalışma arkadaşlarıyla beraber çok daha büyük bir heyecan ve motivasyon içerisinde olduklarını söyledi.

Türkiye’ye gelen yatırımcıların da yatırım motivasyonlarının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Dağlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Öncelikle Türkiye, yatırımcı dostu bir iş ortamı vadediyor. 2003 yılından bu yana güçlü siyasi liderlikle hayata geçirdiği başarılı reformlarla bu vaadini desteklerken, reformlarına da hızla devam ediyor. Örneğin, Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde ülkemiz 2006 yılında 155 ülke arasında 93’üncü sıradayken, 2017’de 69’a, 2020 yılında ise 190 ülke arasında 33’üncü sıraya yükseldi. Yatırım ortamı açısından en liberal ülkelerden biri olan Türkiye, OECD tarafından yayımlanan UDY Sınırlayıcı Mevzuat Endeksine göre 2003 yılında 0.283 değerde iken 2020 yılında 0.059’a kadar inmiştir. Bu puandaki düşüş yatırımlardaki kısıtlayıcı düzenlemelerin azaldığına işaret ediyor. Gelişmekte olan ekonomilerle ve OECD ortalaması ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin liberal yatırım ortamı sağlamakta çok daha iyi bir performans gösterdiği görülmektedir.”

– “TÜRKİYE, TÜM YATIRIMCILAR İÇİN GÜVENİLİR VE DAYANIKLI BİR TEDARİK ÜSSÜ”

Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin ekonomik başarı hikayesinde önemli unsurlardan birinin Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerine entegre olarak bu zincirdeki konumunu yukarıya doğru ilerletmesi olduğunu söyledi.

OEM adı verilen ana üreticilerin Türkiye’de uzun yıllardır yatırımlarını büyüttüğünü, uluslararası tedarikçilerini ülkeye kazandırdığını, yerli şirketleri tedarikçi olarak geliştirdiğini ve geliştirdiği yerli tedarikçilerin dünyadaki farklı tesislere de ihracatını sağladığını anlatan Dağlıoğlu, şunları kaydetti:

“Yine tedarik zincirindeki ürün süreçlerine baktığımızda uluslararası şirketlerin ülkemizde yalnızca üretim yapmadığını, AR-GE merkezi, tasarım ofisi, satın alma birimi, test merkezi gibi üretim öncesi fonksiyonları da ülkemize taşıdığını görüyoruz. Benzeri şekilde üretim sonrası süreçler olan lojistik yönetimi, eğitim merkezleri, yönetim faaliyetleri gibi fonksiyonlar için de ülkemizi bölgesel bir üs olarak kullandıklarını görüyoruz. Türkiye’nin tüm yatırımcılar için güvenilir ve dayanıklı bir tedarik üssü olduğu vaadini son küresel salgın döneminde ispatlamış olduk.”

Dağlıoğlu, Türkiye’nin küresel ekonomide geçmiş dönemlerdeki önemli dönüşümleri yakalamış bir ekonomi olduğunu ve bugün yaşanmakta olan dijitalleşme ve sürdürülebilirlik dönüşümüne de hızla ayak uydurmayı vadettiğini söyledi.

Birçok sektörde uluslararası yatırımcıların Türkiye’de yeşil üretim uygulamalarına öncülük ettiğini, karbon salınımını azaltan lojistik süreçler geliştirdiğini ve kadın istihdamı başta olmak üzere kapsayıcı uygulamalar geliştirdiğini belirten Dağlıoğlu, “Genel olarak baktığımızda Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlılığı yatırımcılar tarafında da karşılık bulmaktadır. Benzeri bir dönüşümün uygulanan başarılı kamu politikalarıyla dijitalleşme ekseninde de ilerlediğine şahitlik etmekteyiz.” diyerek sözlerini tamamladı.