Enerjide vazgeçilmez rota Türkiye! Katar için de devredeyiz

İsrail-Mısır-Güney Kıbrıs üçlüsünde üretilen gazı Yunanistan’dan Avrupa’ya taşıyacak proje iptal olunca gözler yeniden Türkiye’ye döndü. Akdeniz’de Ankara’nın olmadığı bir projenin başarılı olmasının mümkün olmadığı tezi bir kere daha tescillendi.

Rusya’dan çıkan gaz TürkAkım, Azerbaycan-Şah Denizi çıkışlı gaz ise TANAP hattı ile Türkiye üzerinden dünya piyasasına taşınıyor. İsrail-Mısır-Güney Kıbrıs üçlüsünde üretilen ve daha önce Yunanistan hattından Avrupa’ya taşınacak projenin iptali sonrası bu gazın da Türkiye üzerinden taşınması gündeme geldi. ABD Başkanı Joe Biden’in Avrupa’nın Rusya’ya dönük doğalgaz bağımlılığını bitirme adına Katar’ı işaret etmesinin ardından gözler yeni bir uluslararası nakil koridoru olarak Türkiye’ye çevrildi.

Türkiye Gazetesi‘ne konuşan eski BOTAŞ Gaz Alımı Daire Başkanı Arif Aktürk, Mısır deltası, Güney Kıbrıs Rum Kesimi Afrodit gaz alanı ve İsrail-Leviyatan yataklarından çıkan gazın pazarlanmasının İsrail için hayati önem taşıdığını ifade etti. Aktürk “Bu gazın Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşınma projesi çöktü. Bu konuda en akılcı adım Türkiye ile çalışmak ve bu rezervleri dünya piyasasına çıkarmak. Geç kalınmış olsa da tüm taraf ülkeler için bu proje tarihî bir fırsattır. Hem Doğu Akdeniz’deki gerilimi sonlandırma şansı da sunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

İRAN VE RUSYA’YA BAĞIMLILIĞI BİTİRİR

Uluslararası Enerji Uzmanı Mehmet Öğütçü de mevcut durumda Türkiye’nin en pahalı gazı İran’dan aldığına dikkat çekti. Öğütçü “İlk anlaşmanın yapıldığı 1996 yılından bu yana İran’la sorun yaşıyoruz. Hemen her yıl kriz yaşanıyor. Şu ana kadar iki defa tahkime gidildi ve Türkiye, hakkını mahkeme yolu ile aldı. Şayet EastMed Projesi hayata geçirilirse Türkiye, taşıyıcı misyon yanında makul fiyatlardan gaz tedarik şansı da yakalar. Bu aynı zamanda Rusya ve İran’a olan bağımlılığı da önemli oranda azaltır” dedi.

YILLIK 2 MİLYAR DOLAR KAYBIMIZ VAR

İran’la yaşanan son kesintileri değerlendiren Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İran uzmanı Doç. Dr. Serhan Afacan ise şunları söyledi: Resmî açıklamalara göre gaz kesintisinin tek sebebi iç tüketim talebinin artması. Ancak bu 25 yıllık dönem boyunca nakil işlemlerinde sürekli sıkıntı yaşadık. Toplam ihtiyacımızın yüzde 15-20’lik kısmını İran’dan tedarik ediyoruz. Elde ettiğimiz verilere göre Türkiye, her bin metreküp gaz için Rusya’ya 425 dolar, Azerbaycan’a 335 dolar İran’a ise 490 dolar ödüyor. Bu, yıllık tüketim bazında 1,5 milyar doların üzerinde fark ve fazladan rakam demek. Türkiye’nin acil olarak yeni alternatifler bulmasını gerektiriyor. İran’ın gerek üretim, gerekse dağıtım ağı olabildiğince eski. Yenilemesi için 100 milyar dolardan fazla yatırım yapması zorunlu ancak mevcut ekonomik şartları bu yatırımı imkânsız kılıyor. Hatta bu gidişle sahip olduğu zenginliğe rağmen kendisi gaz satın alan ülke olacak.

Afacan’a göre Türkiye’ye yönelik gaz kesintisinin döneminin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Moskova programı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail ile ilgili açıklamaları ve İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Hertzok’un Türkiye’ye yapacağı ziyaretinden de bağımsız değerlendirilmemesi gerekiyor.

Uluslararası enerji uzmanı Mehmet Öğütçü, Kuzey Irak’ta çok büyük gaz ve gaz rezervleri olduğunu vurguladı. Tespit edilen rezervin Türkiye için en ideal tedarik unsuru olduğunu kaydeden Öğütçü “Bu zengin potansiyeli gören Ruslar sahaya girdi. Rus Rosnev şirketi Barzani ailesine 3,5 milyar dolar verdi. Bu bölgede BOTAŞ’ın hazır petrol hattı var. Ancak Rosnev’in bu rezervleri işlemesi durumunda dağıtım Gazprom üzerinden yapılacak. Yani adres yine Rusya olacak. Türkiye’nin bu konuda çok ciddi avantajları var ve bu konu ile ilgili harekete geçmemiz gerekiyor’ ifadelerini kullandı.